ANKA Haber Ajansı’na Verdiği Demeç

MMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ’ın

ANKA Haber Ajansı’na Verdiği Demeç

(18.11.2006)

Sanayi ‘Fason Üretime’ Zorlanıyor, İthalatı İhracat Tetikliyor, Büyüme İse Sanal..

İthalatın Büyümesi Kısa Vadeli Dış Borç Büyümesini ve Yüksek Faiz Oranlarını İvmelendiriyor.

Ekonomisi gelişmiş ülkelerde sanayi, GSMH içinde önemli bir paya sahiptir ve itici bir sektör olarak diğer sektörleri de peşinden sürüklemektedir. Tarımın makinalaşıp veriminin artmasında, madencilik, inşaat, ulaşım sektörlerinin gelişmesinde, ticaretin ve hizmet sektörünün büyüyüp modernize olmasında sanayinin etkileşimi ve sinerjik gücü yatıyor.

Ancak sanayinin GSMH içindeki payı % 32’dir ve ithalat içinde sanayi yatırım malları ve ara malları, hammadde girdileri toplamı % 60’ların üzerine çıkmıştır.

Türkiye sanayisi 1961’lerden bu yana çeşitli evrelerden geçerek, bugün küresel rekabete açık yeniden yapılanma sancıları çekiyor. Türkiye’de sanayi, iktidarlara, dünya ve ülke konjonktürüne, IMF ve Dünya Bankası tarafından belirlenen politikalara bağlı olarak önemli dalgalanma ve krizlerin içinden geçti. Kalıcı ve entegre bir modernizasyondan geçmeyen sanayi, uzun süreli teşvik ve desteklere rağmen, sanayileşme stratejisinden yoksun kalmış ve küresel rekabeti sürdürebilecek eksen ve boyuta kavuşamadı.

Türkiye’yi yönetenler, 1960’larda uygulanan planlı kalkınma hareketinden başlayarak, montaj sanayi, ithal ikameci yöntemler ve ihracata dönük sanayi modeline kadar yürüyen ve bugün küresel rekabette fason üretime yönelen bir sanayi politikasına kadar uzanan yapılaşmanın doğrudan sorumlusu oldular.

Türkiye imalat sanayisinde son beş yıl içinde önemli bir strateji değişikliği görülmektedir. 1995 yılında Gümrük Birliği anlaşması ile birlikte AB ile yapılan dış ticaretin yapısında da önemli sapmalar ortaya çıkmış, ithalat artışı ihracat artışından fazla olmuş, ithalat/ihracat makası ihracat aleyhine açılmıştır.

Türkiye sanayisi gerek girdiler açısından gerekse ara mal ve yatırım malları açısından ithalata yönelmiştir. Yine AB uyum sürecinde kısa vadeli dış borçların etkisiyle, ithalatın yerli sanayi ürünlerini kısıtlayıcı ve ithal ürünlere yöneltici baskısı ağırlığını duyurmuştur. Bu tablo ve teşvik ve desteklerin giderek azaltılması ile de sanayiyi ‘fason üretime’ zorlanmıştır.

Yatırımlarda doğrudan yabancı sermaye girişinin azalmış ve imalat sanayiinde 2004 ve 2005 yıllarında 5 milyar USD’lik bir yabancı sermaye yatırım gerçekleşmiştir. Bunların çoğu da satınalma/ortaklık ve modernizasyon–tevsi yatırım şeklinde gerçekleşmiştir.

İmalat sanayiinde 2005’te kamu yatırımları toplamdan % 3 pay alırken özel’in payı % 25,9’da kalmış. Bu durum sektöre yapılan yatırımların daha kârlı alanlara (ekonominin diğer sektörlerine) kaydığını ortaya koyuyor.

Son yıllarda sanayinin büyüme oranları konusunda % 5, % 6,5, % 7 gibi değerler ortaya atılmaktadır. Oysa bu büyüme ihracat tarafından pompalanıyor.

İhracatın yapısı analiz edildiğinde düşük katma değerli mallar ağırlıkta.

İthalatta ise bunun tersi ortaya çıkmakta. İleri teknoloji grubunda yer alan yüksek katma değerli mallar ithal edilmekte, ithal girdili düşük katma değerli olanlar ihraç edilmekte. Yani Türkiye sanayisi “taşeron” çalışmakta ve fason üretim sanayinin yapılanmasında temel üretimi oluşturmaktadır.

Katma değer zincirinde, Türkiye’nin aldığı pay gittikçe azalmakta, ihracat yapan sanayicinin kâr marjları düşmekte.

Sanayi mal üretimi, girdileriyle bütünleşmiş bir görünüm çizmiyor. Sanayici yeni yatırım yapmıyor veya daha kârlı sektörlere kayıyor.

İmalat sanayiindeki üretimler giderek ucuz girdili ithal ürünlere veya pahalı ara malı ithalatına yöneliyor.

Katma değerin çok düşük bir kısmı yatırıma aktarılıyor. Böylece sanayi üzerindeki “fason tehdidi” elle tutulur bir boyuta ulaşıyor.

İmalat sanayiinin ihracatı son beş yılda önemli artışlar gösterdi. Ancak tekstil, gıda, seramik sektörleri dışında ithalat da büyümektedir. İthalatın büyümesi dış borç büyümesini (kısa vadeli) ve yüksek faiz oranlarını tetikliyor. Pek çok sektörün iç pazar hacminde ithalat ağırlığı hissedilmekte; makina imalat sanayiinde % 50’yi bulmakta; bazı alt sektörlerde ise (iş makinaları gibi) bu oran % 80’lere ulaşmakta. Dolayısıyla “İç pazarda ithal mallarının ağır bastığı üretimin ihracata yöneldiği bir sanayileşme modeli”nin ne kadar gerçekçi olduğu, cari açığın artması ile ortaya çıkmaktadır.

Please follow and like us:

Tarih: Mayıs 15, 2018, kategoriler: Basın açıklamaları Yazar: